Şahane Bir Mutsuzluk, Boris Cyrulnik
Çünkü incinen her insan başkalaşır. s. 2
Mutsuzluk hiçbir zaman katıksız saflıkta değildir, mutluluk da öyle. s. 2
Tarihçemiz bir yazgı değildir. Yazılan şey uzun süre kalıcı olmaz. Bugünün gerçeği yarın öyle olmayacaktır çünkü insana özgü belirlenimcilikler hep kısa vadelidir. s. 7
Yaşam ne kadar zorlaşırsa onu katlanması zor bulma ihtimalimize de artacaktır. Ancak acı ve üzüntü, bunalım belirtisi değildir. s. 7
Kişinin darbe yiyen tarafı acı çekip kangren olurken, daha iyi korunmuş, hala sağlıklı olan ama daha gizli bir yerde bulunan öteki parçası, çaresizliğin verdiği enerjiyle yaşamına biraz anlam ve bir parça mutluluk katabilecek her şeye tutunur. Yani yaşanan felakete ayak uydururken kangren ve güzellik, gübre ve çiçek bir aradadır. s. 13
Hiçbir mutsuzluk şahane değildir. Buzdan bir çirkef, kapkara bir çamur, acı verici bir yaradır o ve bizi bir seçime zorlar: Ya boyun eğeceğiz ya da üstesinden geleceğiz. Dayanıklılık, bu darbeyi yedikten sonra onu aşabilmeyi başaranların gücünü tanımlar. Oksimoronsa* bu yaralı galiplerin iç dünyasını betimler. s. 15
Yetişkin belleği, yaşanan olaya anlam kazandıran toplumsal yapılandırmalar sayesinde yaş ilerledikçe zenginleşirken, çocuklar belleklerinde kendileri için bir anlam taşıyan ayrıntıları saklarlar. s. 19
İmgeler onları bir yere oturtup bir anlatıya dönüştüremediğimiz sürece anlamsızdır. s. 20
Gerçek dehşet vericiyse, düş kurmak çılgınca bir umut verir. s. 26
Eğer mantıklı varlıklar olsaydık ömrümüz acıyla geçerdi. Ancak psikolojik varlıklar olduğumuzdan, yaşanan her olaya, gelişmemiz ve geçmişimiz boyunca çevremizin içimize soktuğu özel anlamlar yükleriz. Bu da böyle bir cümlenin, bazılarımızı perişan ederken bazılarımız üzerinde de özgürleştirici bir etki yaratmasını açıklar. s. 26
Dayanıklılık tek bir madde değil, bir örgüdür. Her birimiz bulunduğumuz sosyal ve duygusal çevrelerde karşılaştıklarımızla birlikte kendimizi örmek zorundayızdır. Ve yaşamımız tamamlanıp gökyüzünden yaşamımıza baktığımız zaman şöyle diyeceğiz: “Ne öykü ama! Epey yol almışım! Ama bu yolculuk her zaman kolay olmadı.” s. 31
Melankolinin egemen olduğu kültürlerde eğlence her zaman kirli görünür. s. 47
Yeniden sosyalleştirmenin en etkili ve ayrıca yeterince de hızlı yolu travmanın dönüştürülmesidir. Travma hakkında konuşabildiğimiz, onu çizime ya da sahneye dökebildiğimiz, üzerinde düşünebildiğimiz andan itibaren, şok anında bizi ele geçirmiş, kanımızı dondurmuş duyguya karşı üstünlük sağlarız. Felaketin yol açtığı duygu üzerinde oynamamız ancak trajedinin tasviriyle mümkündür. s. 56
Doğrudan gözlemin bir tuzağı: Sonucun şahane olması, yolculuğun acılı geçmediği anlamına gelmez. s. 75
Bir anlatıya dönüştürüldüğünde tüm kederler katlanılabilir hale gelir. s. 95
Bir olayın anıya dönüşebilmesi için duygu yükü taşıması gerekir. s. 100
Geçmiş basit değildir. s. 103
Yaşam bir öykü değildir. Uyum sağlama sorunlarının hiç bitmeyen çözümüdür. Ancak insan yaşamı, kendisini, hayatta kalmak için başvurulan bir dizi savunma mekanizmasına indirgememizi önlemek üzere öyküye dönüştürmemiz için bizi zorlar. s. 103
Eğer yenilirsem, bu olağan bir şey olur. Ama eğer hayatta kalabilirsem, bu ondan daha güçlüyüm demektir. s. 107
Aynı zorlukları yaşadığımız kişilere belli bir şefkat duyarız. s. 109
Kuşku mutluluğu bozar. s. 118
Kargaşa yaşanırken sessizlik sersemletir. Söylenecek bir şey yoktur. Katlanmak gerekir. s. 121
Ölümün eşiğinden dönenler yaşamın en küçük ve sıradan ayrıntılarını bile birer mucizeymiş gibi yaşar. s. 147
Ölümün eşiğinden dönenler yaşamın en küçük ve sıradan ayrıntılarını bile birer mucizeymiş gibi yaşar. s. 147
Bir genç adam André Gidee sormuş: "Yazar olmak için ne yapmalıyım?" "Fabrikaya gidin," diye yanıtlamış üstat. Mutluluk yalnızca boş bir sayfa verir. Oysa bir zorluğun üstesinden gelmek koca bir bölüm yazdırır, kim bilir, belki de bütün bir eser? s. 164
Tasvire zorlayan şey yenilen darbelerin acısından çok, eksikliğin verdiği acıdır. s. 165
Dayanıklılık direnmekten fazlasıdır, aynı zamanda yaşamayı öğrenmektir de. Ne yazık ki bunun bedeli ağırdır: Hiç ceza çekmeden normal olunmaz. Dönüşüm yaratmayan bir felaket yoktur. s. 171
Ne çelikten yapılmış ne de üstün insan olan dayanıklı kişi, alametifarikası istiridyedeki inci tanesi olabilecek oksimorondan* kurtulamaz: Bir kum tanesi istiridyenin içine girdiğinde, istiridye kendini bu saldırıya karşı savunabilmek için yuvarlak sedef salgılar ve bu savunma tepkisinden ortaya sert, parlak ve değerli bir mücevher çıkar. s. 173
*oksimoron: birbiriyle çelişen iki terimin bir araya getirilmesiyle yapılan bir çeşit söz oyunu
