Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir, Alain de Botton
İnsanın kendini mutsuzluktan daha fazla adadığı pek az şey vardır. Eğer habis bir tanrı salt acı çekelim diye bizi yeryüzüne yerleştirmiş olsaydı, görevimizi bu kadar büyük bir şevkle yerine getirdiğimiz için kendimizi kutlayabilirdik. s. 10
... eylemleri uzun vadeli birtakım sonuçlar doğurmazsa insanlar tüm yasakları bir kenara bırakabilirlerdi. s. 11
... zamanı boşa harcamayı bırakmanın, yaşamdan keyif almaya başlamanın yollarını göstermeye çalışan, yararlı, evrensel geçerliliği olan bir öyküydü Proust'un kitabı. s. 16
"İki insan ayrılırken, şefkatli konuşan taraf âşık olmayan taraftır." s. 36
Zihnimiz bilinç üzerinde yüzen nesneleri seçmek için yeni ayarlanmış bir radar gibidir. s. 37
Eğer edebiyat ve tiyatro yapıtlarında işlenen konular kahvaltı sofrasında okuduğumuz kısa haberler şeklinde karşımıza çıksaydı, bu yapıtların çoğu ilgimizi çekmez, bizim için bir şey ifade etmezdi s. 50
... İşte bu nedenle, Proust, bir sanat yapıtının büyüklüğü, yüzeydeki konusuyla değil de, o konunun derinde nasıl işlendiğiyle ilgilidir diyor. s. 51
Bir şeyler hissetmek (ve genellikle hissedilen bu şeylerden acı duymak) bir ölçüde, öğrenmeyle ilintilidir. s. 78
Aslında, Proust'un görüşüne göre, bir sorunla karşılaşıncaya, bir olay umduğumuzdan farklı gelişinceye, acı çekmeye başlayıncaya kadar, hiçbir şeyi doğru düzgün öğrenmiş sayılmayız. s. 79
Acı çekmeden de aklımızı kullanabiliriz ama Proust'a göre, merakımızın tam olarak uyanması için bir rahatsızlık duyuyor olmamız gerekiyor. s. 79
Ne kadar bilge olursa olsun, gençliğinin bir döneminde söylediği bir şeyden, hatta edindiği hayat tarzından hoşnutsuzluk duymayan bir kişi yoktur. s. 80
"Mutluluk beden için iyidir," diyor Proust, "ama zihnin gücünü artıran şey kederdir. Bu kederler, mutlu olduğumuz zamanlarda yapmaktan kaçındığımız zihinsel jimnastiği yaptırırlar bize. s. 81
Kederler, düşüncelere dönüştükleri anda bize acı çektirme güçlerini yitirirler. s. 85
Klişelerdeki sorun onların yanlış düşünceler ifade etmelerinde değil, gerçekten güzel olanı ancak yüzeysel biçimde dile getirmelerindedir. s. 103
Nasıl konuştuğumuz nasıl hissettiğimizle doğrudan ilintilidir, çünkü dünyayı anlatma biçimimiz onu ilk başta nasıl algıladığımızı bir ölçüde yansıtabilmelidir. s. 103
Kendi seçimimizin, kendi zevkimizin, kendi şüphemizin, kendi arzumuzun ve kendi zayıflığımızın izlerini taşıyan şey güzel olabilir ancak. s. 110
- Sonuç olarak arkadaşlık:
"... bizi, yalnızlığımızın o kadar da çaresiz olmadığına inandıran bir yalandır." s. 124
Dünyadaki en mükemmel insanın bile, bizi hayrete düşüren, kızdıran bir kusuru var. s. 134
