Kayıtlar

2025 tarihine ait yayınlar gösteriliyor

Bir Noel Hikayesi, Alejandro Zambra

Resim
Her gün ilişki içinde olduğumuz nesneler dünyasında kitaplar muhtemelen en karmaşık olanıdır. s. 13 ... ve birden dünyanın tutkuyla dolup taşan bir yere dönüştüğünü hissettim. s. 32 "Çünkü insanlar her dakika her şeye sinir olur." s. 68 "(...) Biz editörler üç aşağı beş yukarı aynı işi yaparız. Silinip giden birer arkadaşız biz." s. 85

Sonsuz Günbatımı, Füruğ Ferruhzad

Resim
Ve bu benim Yani yalnız bir kadın Ve soğuk bir mevsimin eşiğinde Belirsizliği anlamanın başlangıcında, tüm yeryüzü varlığının s. 17 Ey sevgilim! Ey tek sevgilim! Ne çok kara bulut var güneşin şölenini kollayan! s. 19 Çıplağım ben, çıplağım, çırılçıplağım Sevgi sözcüklerinin arasındaki sessizlikler kadar çıplak Ve aşktan benim tüm yaralarım Aşktan aşktan aşktan! s. 21 Belki de konuk etmek için güneşi şamdan çiçeklerinin gurbetine Bir pencere, yeter bana s. 29 Hiçbir şey olmadığında, hiçbir şey olmadığında duvar saatinin tiktaklarından başka Anladım birden yolum yok yolum yok yolum yok Çılgınca sevmekten başka s. 30 - Gece mi gündüz mü? - Hayır, dostum. Sonsuz bir günbatımı. s. 33 Ve toprak Ölülerini kabul etmez oldu artık ... Kimse aşkı düşünmez oldu Kimse düşünmez oldu yengiyi Kimse Hiçbir şey düşünmez oldu artık s. 49 Herkes korkuyor Herkes korkuyor ama sen ve ben Ulaştık ışığa suya aynaya Ve korkmadık s. 54 Bizim seven ellerimizdir söz konusu olan Bir köprü kuran kokular, ışıklar ve ...

Kayıtsız Adam, Marcel Proust

Resim
... içinde olan biteni, kendisinden çekip koparılmış olan şeyi sezdiğinde anlayacaktı ancak. s. 32 Ona duyduğu aşkın nedenleri Madeleine'in kendisinden kaynaklanıyordu; ... s. 37 Onun yüzü, gülümsemesi, duruşu diğerlerinden daha hoş olduğu için sevmiyordu onu, tam da onu sevdiği için hiçbir yüzü, hiçbir gülümsemeyi, hiçbir duruşu onunki kadar hoş bulmadığı için seviyordu onu. s. 37 ... ona karşı bu son cilvesini esirgedi, kendine karşı bu son mağrurluğunu korudu. s. 39 Son anda, oraya vardığında onu harekete geçiren şey, gerçeği öğrenme arzusundan çok, Lepré'den başkalarına bahsetme ihtiyacıydı, onsuz olduğu her yerde onu boş yere anmanın bu üzücü cazibesiydi. s. 41 Eğer anlamak isteseydi, onu sevdiğini anlamasına yetecek kadarını söylemişti Madeleine. s. 44 Madeleine tek bir söz bekliyordu; Lepré söylemedi ve kadın ona şöyle dedi;  - Elveda! s.44

Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık, Sylvia Plath

Resim
"Herkes günün birinde evinden ayrılır. Herkes eninde sonunda ayrılıp gider." s. 11 Mrs. Ventura kırmızı rujlu dudaklarına mendilini değdirdi, bir şey söylemeye hazırlandı, sonra vazgeçti. Ne de olsa artık söylenecek bir şey kalmamıştı. s. 12 "Bir süre sonra alışıyor insan," dedi kadın, kendi kendine konuşur gibi. s. 26 "Eğer bilmezsen daha mutlu olursun." s. 32 "Dokuzuncu krallığa vardığın anda artık geri dönemezsin. Orası yokluğun, donmuş iradenin krallığı. Pek çok adı vardır oranın." s. 33

Stefan Zweig, Bir Çöküşün Öyküsü

Resim
Davranışları hafifmeşrep ve taşkındı; bunun yarısını kaygısızlığını göstermek için hesaplayarak, yarısına da alışkanlıktan yapıyordu. bu bütün yapmacık tavırlarını doğalmış gibi gösteren, hatta bu tavırları gerçekten içtenliğe dönüştüren dalgın ve tasasız hoppalığı gibiydi tıpkı. s. 2 Ne yapacağını bulamıyordu; içinde her şey susmuş, yüreğinin anlamlı müziği, anahtarı kaybolmuş müzikli saat gibi ölmüştü. s. 9 Tek bir insanın diğeri için neler ifade edeceğini hiç bilmemişti, çünkü hiç yalnız kalmamıştı. s. 13 Ama kimse yoktu ki burada, rol yapması gerekmiyordu, ilk kez kendisiyle baş başaydı. s. 14 O da kadınların çoğu gibi tümüyle başkalarının ruh halinden beslenirdi. Arzulandığı zaman güzeldi, zeki insanların arasında nüktedandı, gururu okşandığında kibirliydi, sevildiği zaman aşıktı. s. 33 Yakında öleceğim, bana acımayın. s. 40 Kadın, herhangi birinin özlemini çekiyordu, tıpkı gün ışıyana kadar soğuktan titreyerek sarınacağı bir palto gibi özlüyordu onu. s. 42 Hiçbir şey hissetmedi, ...

Sessiz Bir Ölüm, Simone de Beauvoir

Resim
Başkalarının derdine koşarak çok ömür geçirdim," demişti; "Artık yalnız kendini düşünerek yaşayan o bencil yaşlı hanımlardan biri olacağım. s. 27 İnsan her yaşta öğrenir. s. 57 Beklersek hiçbir zaman gidemeyiz. s. 68 Çok öcü vardı alınacak, çok yarası vardı sarılacak. s. 79 Ne kadar yalnızdı! Ona dokunuyordum, onunla konuşuyordum ama acısına sokulabilmek olanaksızdı. s. 95 Beni tasalandıran, hiçbir şeyin umurumda olmaması. s.99 Sevdiğimiz bir kişi öldüğü zaman, sağ kalmak suçunun kefaretini, yüreğimize işleyen yeğin bir pişmanlıkla öderiz. s. 111 Nesnelerin gücü, bilinen şeydir: Yaşayış bunlarda donuverir, katılaşıverir; hiç erişmediği ölçüde bir gerçeklik niteliği kazanır. s. 117

Yüzbaşının Kızı, Aleksandr Puşkin

Resim
Edebiyat, bilim ve felsefe, sessiz yazı odalarını bırakmış, düşünceleriyle modayı yönetmek ve ona yaranmak için yüksek sosyetede boy göstermeye başlamışlardı. Kadınlar saltanat sürüyorlar, fakat tapınış istemiyorlardı artık. Derin saygı, yerini yüzeysel bir inceliğe bırakmıştı. s. 4 Kadınların tatlı ilgisi, ki çabalarımızın biricik amacıdır aşağı yukarı, onun yüreğine mutluluk vermemekle kalmıyor, acıyla, öfkeyle dolduruyordu hatta. Kendini onların gözünde seyrek rastlanır bir canavar, dünyaya rastlantısal olarak getirilmiş ve hiçbir dünyasal yanı bulunmayan özel, yabancı bir yaratık olarak hissediyordu. Hatta kimsenin gözüne çarpmayan silik tiplere imreniyor, bir esenlik sayıyordu hiçliklerini. s. 5 Kim ne derse desin, karşılık beklemeyen ümitsiz bir aşk, bütün baştan çıkarma hesaplarından daha güvenilir bir biçimde etkiler kadın kalbini. s. 6 Aferin peşinde koşup kendini pek fazla yıpratma, ama çalışmaktan da kaçma. Ve şu atasözünü de hiç çıkarma aklından: Elbiseni yeniyken, şerefini...

O Gün İçin Bir Şemsiye, Wilhelm Genazino

Resim
Galiba bazı insanları gözümüzde unutulmaz kılan şey yaşantılar değil, tam tersine o kişilerin ilk anda dikkatimizi çeken bu tür bedensel ayrıntıları, artık uzun zamandır onlardan uzak olsak bile. s. 8 Zira herhangi bir şey düşünmeden sokaklarda dolanmak mümkün değil. s. 9 Çoğunlukla şehirde oradan oraya dolanmamın yegâne nedeni, hatırlamamanın yürürken benim için daha kolay olmasıdır. s. 16 Anılar kafamın içinde ne kadar uzun süre dolanırsa, o kadar güçlü bir sempati duyuyorum onlara yeniden. s. 22 Bence insanlar çocukken istedikleri şeyleri asla unutmazlar. s. 26 Son günlerde bir fikir geliştirdim, tanıdığım veya beni tanıyan herkese bir suskunluk programı yollayacağım. Bu programda ne zaman konuşmak istediğim ve ne zaman istemediğim tam olarak yer alıyor. Suskunluk ders programına riayet etmeyenler bir daha benime konuşamayacak. s. 38 Senin beynin neden hep böyle kimsenin satın almak istemediği çürük yumurtaların üstünde kuluçkaya yatıyor ki? s. 41 Canımdan bezmiş bir hâlde, bugün en...

Şahane Bir Mutsuzluk, Boris Cyrulnik

Resim
Çünkü incinen her insan başkalaşır. s. 2 Mutsuzluk hiçbir zaman katıksız saflıkta değildir, mutluluk da öyle. s. 2 Tarihçemiz bir yazgı değildir. Yazılan şey uzun süre kalıcı olmaz. Bugünün gerçeği yarın öyle olmayacaktır çünkü insana özgü belirlenimcilikler hep kısa vadelidir. s. 7 Yaşam ne kadar zorlaşırsa onu katlanması zor bulma ihtimalimize de artacaktır. Ancak acı ve üzüntü, bunalım belirtisi değildir. s. 7 Kişinin darbe yiyen tarafı acı çekip kangren olurken, daha iyi korunmuş, hala sağlıklı olan ama daha gizli bir yerde bulunan öteki parçası, çaresizliğin verdiği enerjiyle yaşamına biraz anlam ve bir parça mutluluk katabilecek her şeye tutunur. Y ani yaşanan felakete ayak uydururken kangren ve güzellik, gübre ve çiçek bir aradadır. s. 13 Hiçbir mutsuzluk şahane değildir. Buzdan bir çirkef, kapkara bir çamur, acı verici bir yaradır o ve bizi bir seçime zorlar: Ya boyun eğeceğiz ya da üstesinden geleceğiz. Dayanıklılık, bu darbeyi yedikten sonra onu aşabilmeyi başaranların gücünü...

Şiirler, Cesare Pavese

Resim
Dünyadan sersemlemiş, bir yaşa erdim, havaya yumruklar sallıyor, tek başıma ağlıyordum. s. 43 Çocuktuk. Şehir hoşumuza giderdi gündüz: Akşam, susup bakmak uzaktaki ışıklara ve dinlemek uğultuları. s. 96 Yazgı değildi acı çekiyorsa dünya, gün ışığıyla küfretmeye başlıyorsak: İnsandı suçlu olan. s. 141 Ölümün bir bakışı var herkese. Ölüm gelecek ve gözleri gözlerin olacak. s. 189 Küçük bir çocuk gibiyim şefkate, sevgiye muhtaç, hem de çok oysa elime geçen, çaresizlik ve elem. Biri konuşamaz mı benimle geri çevirmeyin lütfen yakarımı dinleyin, yardım edin içimi dökmeme. s. 229 Eskiden hiç olmazsa umutluydum ve tasalanıyordum her şeyden habersiz. Şimdi bilmiyorum, ama kötü hissediyorum kendimi, çok kötü. s. 245 Ben hüzünlüyüm, hüzünlü ve çok bayağı. Sen benim için anlık bir serapsın yalnızca, iri düşsel gözlerinle s. 250 Ve yıkmak zorunda kaldın güzel cennetini ve dönmek sessizce acı çekmeye, geleceğe bel bağlayarak dünyana egemen yasanın istediği gibi. s. 257 Hayal kurabileceğim bi...

Ev, Kadınlar, Seks., Margit Schreiner

Resim
Hiçbir şey yoktan var olmaz, her şeyin bir yolu yordamı vardır, işin yasası ve gereği böyledir. Rastlantılar, sürprizler yoktur. s. 8 Her şey yabancıydı ve her zamankinden daha uzaktı. s. 9 Ölebileceğimi ve kimsenin benim eksikliğimi çekmeyeceğini hissettim. s. 9 Bir gün her şeyin böyle sonlanacağını kimse bilemezdi. Herkes bize hayrandı. s. 11 Farkında mısın, hayat yeterince zor. Bir de anlayış göstermek zorunda olduğun birine gerek yok. s. 23 Hiçbir zaman kimse bana yaptıklarım için teşekkür etmedi. s. 25 Biliyor musun? Bu yapılabilecek en aşağılık şey. Emek harcamış birinin sevincini kursağında bırakmak. Takdir etmekten kaçınmak. Memnuniyetini elinden almak. Ne coşku ne övgü, hiçbir şey yok. s. 28 İnsanlar inanmak istemedikleri şeye inanmazlar. s. 30 Susmayıp konuşan biri yanlış anlaşılma olasılığıyla karşı karşıya kalabilir, konuşan biri risk alır ve risk alan biri de her zaman kazanmaz. Haklı olan her zaman hakkını alamaz. s. 33 Zamanın geçip gittiğini kim söylüyor ki? Ömür boyu b...

Şeker Portakalı, José Mauro de Vasconcelos

Resim
+ Ne var Zeze? - Hiç. Şarkı söylüyordum. + Şarkı mı söylüyordun. - Evet. + Öyleyse ben sağır olmalıydım. İnsanın içinden de şarkı söyleyebildiğini bilmiyor muydu yoksa? Bir şey demedim. Bilmiyorsa bunu ona öğretmeyecektim. s. 2 "Acılarım kaç gün sürecek Portuga?" "40 gün." "40 gün sonra geçecek mi?" "Hayır, alışacaksın..." s. 2 Şarkı söylemek de istemiyordum. İçimde şarkı söyleyen kuşum havalanmıştı. s. 6 Beni bilmiyordu. Ben onun için tanıdık bir yabancıydım. Beni unutmuştu. s. 8 Bazen beklemek lazım, en güzeli için. s. 8 İnce düşünen incinir. s. 8 “Totoca, çocuklar emekli midirler?” “Ne?” “Edmundo Dayı hiçbir iş yapmıyor ama para alıyor. Yani çalışmıyor ama belediye ona her ay para ödüyor.” “Bunda şaşılacak ne var?” “Çocuklar da bir şey yapmıyorlar; yemek yiyorlar, uyuyorlar, sonra da analarıyla babalarından para alıyorlar.” s. 9 Ne hüzün öldürür insanı ne de hasret. s. 9 "Ağlıyorsun..." "Geçer. “ s. 45 Hiçbir şey beklemiyorum. B...