Pedro Páramo, Juan Rulfo

Yol çıkıyor ve iniyordu: "Gidip gelmeye göre çıkar ya da iner. Giden için çıkar; gelen için iner." s. 8

... ve eğer ben sadece sessizliği duyuyorsam bunun nedeni herhalde henüz sessizliğe alışmamış olmamdır diye düşündüm; belki de kafamın içi hâlâ gürültü ve seslerle doluydu. s. 13

"(...) Anılarımın sesini ölümümün sesinden daha yakın bulacaksın; eğer zamanın herhangi birinde, ölümün bir sesi olmuşsa." s. 13

Hiçbir insandan asla nefret etmemek gerekir. s. 35

İnançlı olmakla ne kazandılar ki? Cennete mi gittiler? Ya da ruhları mı arındı? Ve ruhlarını ne diye arındırırlar ki, eğer son anda... s. 39

- Öldü mü? Neden peki?
- Neden olduğu anlaşılamadı. Belki de üzüntüdendir. Sürekli iç çekerdi. 
- Bu kötü bir şeydir. Her iç çekiş insanın yitirdiği bir yudum yaşamdır. s. 53 

Yaşarken insana ayaklarını hareket ettirten yegâne şey, öldüğünde bu ayakların onu farklı bir yere götürecekleri beklentisidir; ama eğer bir kapı kapatılır ve açık kalan sadece cehennemin kapısı olursa, o insan keşke hiç doğmasaydım diye düşünür... Benim için cennet, şu anda bulunduğum yerdir. s. 81

- Kendinizi kötü mü hissediyorsunuz?
- Kötü hissetmiyorum, Ana. Ben kötüyüm. Kötü bir adamım. Kendimi böyle hissediyorum s. 89

Ölüm sanki iyi bir şeymiş gibi bölüşülmüyor. Kimse kederlerin peşinde koşmuyor. s. 94

"Otuz yıl boyunca geri dönmeni bekledim, Susana. Her şeye sahip olmayı bekledim. Sadece ona ya da buna değil, elde edilebilecek ne varsa hepsine; böylece geriye senden başka arzulanacak hiçbir şey kalmayacaktı." s. 100

"Cennetin önümde açıldığını hissettim. Sana doğru koşmak geldi içimden. Neşeyle seni kucaklamak. Ağlamak. Ve ağladım, Susana, en sonunda geri döneceğini öğrenince ağladım." s. 101

Günün birinde biteceğini umuyordu. Hiçbir şey sonsuza dek süremezdi; zira ne kadar yoğun olursa olsun unutulup gitmeyen hiçbir anı yoktur. s. 115

- Bunlar "binmeyeceği eşeğin önüne ot koymazlar". s. 118

Onca şeyi bu kadar yoğun biçimde hatırlamak niye? Sadece ölüm ve geçmişin o tatlı melodisi yetmez mi? s. 121

" (...) Onun ağzı tarafından öpülmedikten sonra ben bu dudaklarımla ne yapacağım? Bu mahzun dudaklarımla ben ne yapacağım?" s. 122

Ama bu kadınların neden her zaman bir şüpheleri vardır ki? Onlara gökten vahiy falan mı gelir? s. 124

Bu blogdaki popüler yayınlar

Kayıtsız Adam, Marcel Proust

Mary Ventura ve Dokuzuncu Krallık, Sylvia Plath

Sonsuz Günbatımı, Füruğ Ferruhzad

Proust Yaşamınızı Nasıl Değiştirebilir, Alain de Botton

Bir Noel Hikayesi, Alejandro Zambra

Eski Bahçe, Tezer Özlü

O Gün İçin Bir Şemsiye, Wilhelm Genazino

Ariel ve Seçme Şiirler, Sylvia Plath

Sessiz Bir Ölüm, Simone de Beauvoir