Şiirler, Cesare Pavese
Dünyadan sersemlemiş, bir yaşa erdim, havaya yumruklar sallıyor, tek başıma ağlıyordum. s. 43
Çocuktuk.
Şehir hoşumuza giderdi gündüz: Akşam, susup bakmak uzaktaki ışıklara ve dinlemek uğultuları. s. 96
Şehir hoşumuza giderdi gündüz: Akşam, susup bakmak uzaktaki ışıklara ve dinlemek uğultuları. s. 96
Yazgı değildi acı çekiyorsa dünya,
gün ışığıyla küfretmeye başlıyorsak:
İnsandı suçlu olan. s. 141
gün ışığıyla küfretmeye başlıyorsak:
İnsandı suçlu olan. s. 141
Ölümün bir bakışı var herkese.
Ölüm gelecek ve gözleri gözlerin olacak. s. 189
Küçük bir çocuk gibiyim
şefkate, sevgiye muhtaç, hem de çok
oysa elime geçen, çaresizlik ve elem.
Biri konuşamaz mı benimle
geri çevirmeyin lütfen
yakarımı dinleyin, yardım edin içimi dökmeme. s. 229
Eskiden hiç olmazsa umutluydum ve tasalanıyordum her şeyden habersiz.
Şimdi bilmiyorum,
ama kötü hissediyorum kendimi,
çok kötü. s. 245
Şimdi bilmiyorum,
ama kötü hissediyorum kendimi,
çok kötü. s. 245
Ben hüzünlüyüm, hüzünlü ve çok bayağı.
Sen benim için
anlık bir serapsın yalnızca,
iri düşsel gözlerinle s. 250
Ve yıkmak zorunda kaldın
güzel cennetini
ve dönmek sessizce acı çekmeye,
geleceğe bel bağlayarak
dünyana egemen yasanın istediği gibi. s. 257
Hayal kurabileceğim bir saat daha
ve kimse görmeyecek,
kimse asla bilmeyecek,
hüzünlü neşemizi. s. 267
ve kimse görmeyecek,
kimse asla bilmeyecek,
hüzünlü neşemizi. s. 267
Çok bitkinim…
Hiçbir yerde artık bir taş bulamadım başımı yaslayacağım. s. 280
Hedef henüz çok uzak,
ama öyle çok insan artık
arzulayıp ulaştı ki ona,
ben titreyerek, yalnızca
yok olabilirim karanlıkta. s. 292
Öyle yorgunum ki,
huzur bulamıyorum artık.
Yaklaştığım her şey
yalnızca bir bulantı
ve daha uzağa kaçmam gerek. s. 314
huzur bulamıyorum artık.
Yaklaştığım her şey
yalnızca bir bulantı
ve daha uzağa kaçmam gerek. s. 314
Karanlık bir yoldu.
Gayesiz yürüyordum, huzursuz,
acı çeken bir ruh gibi. s. 319
…ve ben bekleyeceğim seninle konuşmak için
saçlarına da ak düşünceye dek! s. 344
…yalnız kalmaktan ürpereceğiz. Ama yalnız kalmak isteyeceğiz. s. 395
